

İki gün önce oğlum anne cumartesi günü ben okuldan bir saat geç gelicem program değişmiş dedi. Dünde bana bozuk para lazım oldu oğlumun kilidi olmayan kumbarasına el attım ama bomboş. Akşam sordum, o paranın bir kısmını kantine vericem alışveriş yaptıkca oradan düşecekler dedi. (Biraz açıklama yapayım kumbarada 43 lira var ve okulda para geçmiyor kredi kartı gibi kartları var onu kullanıyorlar ama bizimki kartını kaybetti bende bir ay idare et seneye yeni kart çıkarırız demiştim). Ben kantinle anlaştım bir kerelik kabul ettiler ben parayı okula götürdüm kantine vericem harcadıkça oradan düşecekler dedi bende inandım.
Bugün dediği gibi biraz gecikti, bende biliyorum ya merak etmedim. Tam dediği saatte hatta birazda erken geldi. Elinde koca bir poşet içinde şık bir paket. Bu ne dedim sana hediye dedi. Çok şaşırdım ama ne şaşırma, dalga geçme falan dedim. İnanmazsan aç bak dedi. Paketi büyük bir heyecan ve korkuyla açtım çünki ayakkabı olduğu belliydi ve bana ayakkabı almak büyük riskti. Benim ayaklarım çok ince ama boyu yerinde olduğu için ben bile kendime ayakkabı almakta zorlanırım.
Benim canımcığım okuldan çıkıp servisle eve geliyor, apartmanın girişine çantasını bırakıyor, bisikletini alıyor ayakkabı dünyasına gidiyor ve bana bu sandaletleri alıp eve dönüyor. Allahım ne emek ne plan günlerce düşünmüş bunu. Ben şimdi ağlayayımmı, ağlayayım ağlayayım.
Şimdi gelelim neden aldığım en güzel hediye dediğime. Evet maddi manevi oğulcuğum herşeyini ortaya koymuş bu sandaletler çok kıymetli ama çok daha güzeli var.
Aldığı sandalet 37 numara tamam doğru ama kalıptan heralde (yada benim solucan gibi parmaklarımdan olsa gerek nefret ediyorum) biraz parmaklar dışarda kaldı. Hemen gittik bir numara büyüğünü almaya.
Çok uzattım ama şimdi geldik asıl aldığım büyük hediyeye. Biz ayakkabı dünyasına girdik ben buldum aynı sandaletin bir numara büyüğünü tam onu denerken benim oğlana satış yapan arkadaş oğlumu tanıyıp yanımıza geldi ve sizi tebrik ediyorum bu kadar nazik, terbiyeli ve akıllı bir çocuk görmedim dedi. Bir ara poşetin içine bu düşüncelerini yazıp koymayı bile düşünmüş. İşte en büyük hediyem bu. Bir anne daha ne isterki. Yani sizin anlayacağınız bugünüm mutluluk ve gururdan ağlamakla geçti.