23 Mayıs 2009 Cumartesi

gülle diken





Acil saksıya ihtiyacım olunca böyle birşey yaptım. Kapkara, plastik, sevimsiz bir saksı buldum evde. Ama bu çirkin şeyi rengarenk cıvıl cıvıl balkonuma koyamazdım. Önce alçıyla kapladım sonra eşimin işyerinde çay kaşığı olarak kullanılan ahşap çubuklardan çit yaptım (eşim sağolsun huyumu bildiği için böyle şeyleri getirir bana, pek severim bu çeşit ıvır zıvır biriktirmeyi). Kimbilir nereden toplamışım bir torba diken vardı evde (deli demeyin bakın işe yarıyor işte). Onları boyadım ve çok önceleri seramik hamur denemeleri yaptığım gülleride yapıştırınca, gül ve diken adını verdiğim saksım çıktı ortaya. Bir tane daha yapmam lazım ama bakalım ne zaman ilham gelecek.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

abidik gubidik


Bloğuma hem yeni birşeyler koymak istiyorum hemde çok tembellik ediyorum. Resimleri şöyle bir karıştırdım ne yayınlayabilirim diye. Bula bula bunu buldum. Epeydir saksımı tavana asmak istiyor, heves ediyordum ama çok aramama rağmen hiç bilmeyenlere hitap edecek makrome örneği bulamadım. Temel teknikler çok nette ama tamamına erdirecek boyutta bir saksı askısı bulamadım. Bende böyle çözdüm olayı. Kendir ipi ve evde bulunan bilumum boncuklar.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Öncesi sonrası







Aslında öncesi sonrası ve geri dönüşüm olaylarına epey bir süre sıcak bakamadım. Sonradan sonradan belkide birşeyler yapmaya başladıkça ısındım. Baharın gelişiyle birlikte evde değişim ve boya isteğimin kabarmasıyla birlikte gelen bir ilgide olabilir. Herneyse benim boyamalara ve son zamanların moda deyimiyle geri dönüşümlerime devam.

10 Mayıs 2009 Pazar

Anneler günümüz kutlu olsun

09 Mayıs 2009 Cumartesi

Aldığım en güzel anneler günü hediyesi



İki gün önce oğlum anne cumartesi günü ben okuldan bir saat geç gelicem program değişmiş dedi. Dünde bana bozuk para lazım oldu oğlumun kilidi olmayan kumbarasına el attım ama bomboş. Akşam sordum, o paranın bir kısmını kantine vericem alışveriş yaptıkca oradan düşecekler dedi. (Biraz açıklama yapayım kumbarada 43 lira var ve okulda para geçmiyor kredi kartı gibi kartları var onu kullanıyorlar ama bizimki kartını kaybetti bende bir ay idare et seneye yeni kart çıkarırız demiştim). Ben kantinle anlaştım bir kerelik kabul ettiler ben parayı okula götürdüm kantine vericem harcadıkça oradan düşecekler dedi bende inandım.
Bugün dediği gibi biraz gecikti, bende biliyorum ya merak etmedim. Tam dediği saatte hatta birazda erken geldi. Elinde koca bir poşet içinde şık bir paket. Bu ne dedim sana hediye dedi. Çok şaşırdım ama ne şaşırma, dalga geçme falan dedim. İnanmazsan aç bak dedi. Paketi büyük bir heyecan ve korkuyla açtım çünki ayakkabı olduğu belliydi ve bana ayakkabı almak büyük riskti. Benim ayaklarım çok ince ama boyu yerinde olduğu için ben bile kendime ayakkabı almakta zorlanırım.
Benim canımcığım okuldan çıkıp servisle eve geliyor, apartmanın girişine çantasını bırakıyor, bisikletini alıyor ayakkabı dünyasına gidiyor ve bana bu sandaletleri alıp eve dönüyor. Allahım ne emek ne plan günlerce düşünmüş bunu. Ben şimdi ağlayayımmı, ağlayayım ağlayayım.
Şimdi gelelim neden aldığım en güzel hediye dediğime. Evet maddi manevi oğulcuğum herşeyini ortaya koymuş bu sandaletler çok kıymetli ama çok daha güzeli var.
Aldığı sandalet 37 numara tamam doğru ama kalıptan heralde (yada benim solucan gibi parmaklarımdan olsa gerek nefret ediyorum) biraz parmaklar dışarda kaldı. Hemen gittik bir numara büyüğünü almaya.
Çok uzattım ama şimdi geldik asıl aldığım büyük hediyeye. Biz ayakkabı dünyasına girdik ben buldum aynı sandaletin bir numara büyüğünü tam onu denerken benim oğlana satış yapan arkadaş oğlumu tanıyıp yanımıza geldi ve sizi tebrik ediyorum bu kadar nazik, terbiyeli ve akıllı bir çocuk görmedim dedi. Bir ara poşetin içine bu düşüncelerini yazıp koymayı bile düşünmüş. İşte en büyük hediyem bu. Bir anne daha ne isterki. Yani sizin anlayacağınız bugünüm mutluluk ve gururdan ağlamakla geçti.

Medişimiz hastanede


Mediş iki üç gündür hastanede yatıyor. Allaha çok şükür önemli bişi yok halsizlikle gittiği hastanede kansızlık teşhisi konmuş. Ama hani bizim bildiğimiz çoluğumuza çocuğumuza bir iki hapla geçirtirdiğimiz kansızlık gibi değil. Üç gündür kan veriliyor kendisine bildiğim kadarıyla günde iki torba. Hep bize derdi yiyiniz yiyiniz diye. Kendi kuş gibi yerdi. Mediş kim derseniz pek bi saygıdeğer vede sevgili kayınvaldehanımteyzem olur kendileri. Bugün görüştüm Medişle sesi çok iyi geliyordu sanırım yarın (yani bugün oldu artık) çıkacakmış hastaneden. Geçmişler olsun Mediş daha çoook çoook nice nice böreklere.
Börek deyincede aklıma bir kayınvaldehanımteyzem gelir üstünede tanımam bunuda burda belirteyim.
Ha birde dün telefonda nazar değdi size boncuk lazım dedim. Sen artık benim bileğime örersin bir tane dedi. Bilezik istiyor sanırım içime dert oldu bana fikir verirseniz sevinirim, nazar boncuklu kolundan çıkarmayacak kullanışlı bir bileklik modeli arıyorum aklınızda olsun. Bu konuda yardım bekliyorum.
Bir iki güne kadarda Mediha Hanımın böreğinin tarifini ve resimlerini yayınlayacağım.

07 Mayıs 2009 Perşembe

Az kaldı


Annelerimize dantel süsleyerek hediye edebiliriz diye düşündüm, gerçi ben yapamam çünki bunların hepsi anneme ait ama siz yapabilirsiniz. Vaktim yok diyenlere bir tiyo vereyim annelerinizin size verdiği bir dantel mutlaka vardır hah işte onu alıp boncuklayıp pullayacaksınız. İşte bu kadar. Öncedende yayınladıklarıma bakın size fikir verecektir.

05 Mayıs 2009 Salı

Anneler günü için




Annemize aldığımız hediyemizi böyle kutular yaparak kendi emeğimizle birleştirebiliriz. Çok hoşlarına gideceğine eminim.

24 Nisan 2009 Cuma

Neydim dememeli



Evet, "neydim dememeli ne olacağım demeli" demişler büyüklerimiz. Ama bence bu atasözü olumlu yönede çevrilebilir değilmi? Geçenlerde eşim, hani her evde olurya kullanılmayan ama atılmayanların dolu olduğu bir çekmece işte onu temizliyordu ve ben bu anahtarlığı kaptım. Şubatta aldığım ama deneme fırsatım olmadığı, ama çokta merak ettiğim mozaik sıvısını deneme fırsatı buldum. Alelacele minik bir gül resmi, birazcık sim ve mozaik sıvısıyla işte bu kolye çıktı ortaya.

23 Nisan 2009 Perşembe

23 Nisan Kutlu Olsun



Çocukla Çocuğun bloğunda gördüm ve ben bu mimi çok sevdim. Gerçi hiç unutmadık ama hazır bayram gelmişken bir kere daha sevgi ve saygıyla anıyoruz sevgili Atatürkümüzü. Ve bugüne yakıştığını düşündüğüm sözlerinden biri.

"Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz."